1958 yılında Lefkoşa’nın merkezi bugünkü gibi kalabalık değildi. Şehir, genişlemeden önce kendini belli noktalarda topluyordu. Meydanlar, köşeler ve birkaç belirgin yapı, Lefkoşa’nın nasıl çalıştığını anlatmaya yetiyordu. O yıllarda merkez olmak, anlatılarla değil, yerinde durmakla anlaşılırdı.
Meydanın bir cephesinde üç katlı kâgir bir bina vardı. Lefkoşa henüz yatayken bu yapı uzun yıllar boyunca aynı yerde durdu. Alt katlarında günlük temaslar, görüşmeler ve evrak trafiği yaşanırdı. Üst katlar daha sessizdi; içeride ne konuşulduğu her zaman bilinmezdi ama şehir, orada bir süreklilik olduğunu hissederdi. Bu bina, CAN Sigorta’nın ilk merkeziydi.
O dönemde Lefkoşa’da bazı yapılar açıklama yapmazdı. Ne olduklarını, ne işe yaradıklarını yüksek sesle söylemezlerdi. İnsanlar onları tanırdı. Nerede durduklarını bilir, yolunu ona göre çizerdi.
Tam karşı cephede ise Saray Hotel’in inşaatı yükseliyordu. Bugünden bakıldığında bu, sadece bir otelin yapımı gibi görünebilir. Ama fotoğrafların anlattığı şey daha derindir. İnşaat alanının çevresinde toplanan kalabalık, buranın sıradan bir şantiye olmadığını gösterir. İnsanlar geçip gitmez. Durur, bakar, konuşur, bekler. Şehir, kendi merkezinin değiştiğini fark eder.
Saray Hotel henüz tamamlanmadan bile bir çekim noktasıdır. Çünkü burada yalnızca bir bina değil, bir toplanma alışkanlığı şekillenmektedir. O yıllarda oteller, sadece konaklama yeri değildir. Buluşulan yerdir, randevunun verildiği noktadır, şehir dışından gelenlerin ilk durduğu duraktır. İnşaat sürecinde oluşan kalabalık, Lefkoşa’nın bu yapıya yüklediği anlamı açıkça gösterir.
Bu iki yapının karşılıklı duruşu, zamanla anlam kazanır. Bir tarafta yıllardır aynı yerde duran bir bina. Diğer tarafta yükselen yeni bir yapı. Lefkoşa, henüz büyümeden önce bile nerede duracağını bilir. İnsanlar hangi noktada yavaşlayacaklarını, nerede bekleyeceklerini, nerede yön değiştireceklerini sezgisel olarak tanır.
1958 Lefkoşa’sında risk bugünkü gibi hızdan doğmaz. Araç sayısı azdır, akış sakindir. Risk, insanların toplandığı anlarda ortaya çıkar. Açık şantiye alanları, dar geçişler, korumasız kazılar vardır. Bugün bakıldığında dikkat çekici olan şey, bu koşullara rağmen davranışların yavaşlığıdır. İnsanlar acele etmez. Durur, bakar, mesafesini korur.
Saray Hotel inşaatı bu açıdan da dikkat çeker. Şantiye açıktır, kalabalık yoğundur, ama bir taşkınlık yoktur. Şehir, mekânın ağırlığını sezerek hareket eder. Henüz hızlanmamıştır ama hafıza birikmektedir.
CAN Sigorta’nın ilk merkezi bu ortamda, Saray Hotel’in tam karşısında yer alır. Burada herhangi bir iddia yoktur. Sadece aynı yerde kalmak vardır. Şehir değişirken, bazı yapılar yerini korur. İnsanlar bunu fark eder ama üzerine konuşmaz. Çünkü Lefkoşa’da bazı şeyler anlatılmaz, bilinir.
“Biz oradaydık” cümlesi bu yüzden sessizdir. Bu, sonradan kurulmuş bir anlatı değildir. Saray Hotel yükselirken, karşı cephede hayat devam eder. Kapılar açılır, kapanır. Evraklar taşınır. Görüşmeler yapılır. Şehir, kendi ritmi içinde akarken bu iki yapı birbirine bakmaya devam eder.
Bugün aynı noktaya bakıldığında Lefkoşa çok daha kalabalıktır. Trafik hızlanmış, dur–kalk sertleşmiş, davranışlar değişmiştir. Risk artık sadece mekândan değil, zamandan ve sabırsızlıktan doğar. Ama Saray Hotel ile karşısındaki binanın birlikte anlattığı hikâye değişmez.
Bazı yapılar kendini tanıtmaz.
Bazı yerler neden merkez olduğunu açıklamaz.
Şehir, zamanla kararını verir.