Alsancak’ta Gece Saatlerinde Sahte Görüş Güveni
Alsancak’ta gece sürüşü, sürücüyü en çok yanıltan zaman dilimidir. Yol açıktır, trafik seyrektir, ışıklar yeterliymiş gibi görünür. Bu görüntü, sürücüye olduğundan fazla görüşe sahip olduğu hissini verir. Risk tam olarak burada başlar.
Gece saatlerinde sürücüler önlerini gördüklerini düşünür. Farlar yolu aydınlatır, şeritler seçilir, karşıdan gelen araçlar fark edilir. Ancak görülen alan, yolun tamamı değil sadece farın izin verdiği kadardır. Yolun kenarları, ani çıkışlar ve beklenmedik manevralar bu alanın dışındadır.
En sık yapılan yanılgı şudur:
“Gece trafik yok, rahatım.”
Bu rahatlık, hızdan bağımsız olarak reaksiyon süresini uzatır. Sürücü daha geç fren yapar, manevraları daha geç fark eder. Alsancak’ta geniş yollar bu yanılgıyı daha da güçlendirir. Genişlik, görüşün de geniş olduğu hissini yaratır. Oysa görüş hâlâ sınırlıdır.
Bir diğer risk, karşıdan gelen farların algıyı bozmasıdır. Kısa süreli kamaşma, yolun sınırlarını belirsizleştirir. Sürücü refleksle direksiyon düzeltir, ancak bu düzeltme çoğu zaman şeridi bozacak kadar ani olur. Düşük hızda bile olsa, şerit taşması veya yan temas kaçınılmaz hale gelir.
Alsancak’ta gece kazalarının çoğu “hiçbir şey yokken” olur.
Çünkü sürücü, riskin nereden geleceğini bilmez. Yaya çıkışı, park halindeki araçtan açılan kapı, beklenmeyen bir duruş… Gündüz fark edilen bu detaylar, gece sahte güven duygusunun arkasında kaybolur.
Bu kazalar genellikle sert çarpışmalar değildir.
Sessizdir. Küçük hasarlar bırakır. Ama tekrar eder. Çünkü sahte görüş güveni, sürücünün zihninde yerleşiktir. Her gece aynı varsayımla yola çıkılır.
Alsancak’ta gece sürüşü, daha iyi görmekle değil daha az gördüğünü kabul etmekle güvenli hale gelir. Farların her şeyi göstermediğini bilmek, en doğru refleksi üretir.
Gece yol boş olabilir.
Ama görüş, hiçbir zaman tam değildir.