Alsancak Trafiğinde “Lapta’da Olmazdı” Kazaları
Alsancak’ta yaşanan birçok kazadan sonra sürücülerin kurduğu cümle aynıdır: “Lapta’da olmazdı.”
Bu cümle, hatayı açıklamaz; hatanın nerede başladığını gösterir.
Lapta’dan Alsancak’a geçen sürücü, yeni bir yola değil, aynı alışkanlıkla farklı bir ortama girer. Yol genişler, hız artar, ticari hareketlilik yoğunlaşır. Ancak refleksler değişmez. Değişmeyen refleks, değişen koşullarda en tehlikeli kombinasyondur.
Alsancak’ta kazaların çoğu “olağanüstü” değildir.
Kısa durak, geç sinyal, küçük hız artışı, ezberlenen kavşak, parçalı geri çıkış… Hepsi Lapta’da tolere edilebilen davranışlardır. Ama Alsancak’ta bu davranışlar aynı sonucu üretmez.
Sorun şudur:
Sürücü hâlâ Lapta mantığıyla karar verir.
Lapta’da kısa takip mesafesi tolere edilebilirken, Alsancak’ta aynı mesafe arkadan gelen daha hızlı araç için tehdittir. Lapta’da sözsüz anlaşılan manevra, Alsancak’ta okunmaz. Lapta’da “bir dakika”lık duruş, Alsancak’ta akışı kırar.
Bu yüzden kazalar çoğu zaman şu şekilde anlatılır:
“Bir anda oldu.”
Gerçekte bir anda olmaz. Bir alışkanlık taşınır, yeni ortamda denenir ve uyumsuzluk ortaya çıkar.
Alsancak’ta “Lapta’da olmazdı” denilen kazaların ortak noktası, sürücünün kendini doğru yerde sanmasıdır. Oysa doğru yerde olmak, doğru refleksle olmak demektir. Yol değiştiğinde refleks değişmiyorsa, risk kaçınılmazdır.
Bu final yazısı, Alsancak’taki riskleri tek tek anlatmak için değil, neden tekrar ettiklerini göstermek için vardır. Çünkü sorun tek bir kavşak, tek bir yol ya da tek bir saat değildir. Sorun, sürücünün zihninde taşıdığı haritadır.
Lapta haritası Alsancak’ta çalışmaz.
Alsancak’ta güvenli sürüş, “burada da aynısı olur” düşüncesini bırakmakla başlar. Yeni yol, yeni karar ister. Eski refleksle verilen her karar, bu zincirin son halkasını oluşturur.
Lapta’da olmayan kazalar,
Alsancak’ta olur.
Çünkü yol değil, alışkanlık çarpışır.