Arapköy (Çatalköy) Sigorta Rehberi – 2026
Arapköy, Çatalköy’e bağlı bir dağ köyü olarak Alevkayası dağlık hattının hemen altında konumlanır. Köyün sağ tarafında Girne–Değirmenlik Dağ Yolu’nun uzun ve kesintisiz yokuşu, sol tarafında ise yer yer korumasız şekilde uzanan uçurum hattı bulunur. Bu iki doğal sınır, Arapköy’ün yalnızca coğrafyasını değil, günlük kullanım biçimini ve sürüş davranışlarını da belirler. Köy, bu anlamda klasik bir yerleşimden çok, dağ yolundan gelen alışkanlıkların köy içine taşındığı bir geçiş alanıdır.
Arapköy’ün merkez yerleşimi bu iki sınır arasında şekillenir. Merkezde eski evler, küçük dükkânlar ve köy içi kısa sokaklar yer alır. Bunun üzerinde, çok yokuşlu bir alanın hemen altında konumlanan yeni villa bölgesi bulunur. Bu villa alanı, düz bir plato üzerinde değil; aksine eğimin belirgin olduğu bir hattın alt kısmında yer aldığı için, giriş ve çıkışlarda hız ve fren algısını doğrudan etkiler. Villa bölgesine ulaşan yollar, dağ yolundan gelen ana akışla kesişir ve bu kesişme noktaları Arapköy’deki risklerin büyük bölümünü üretir.
Arapköy’deki temel risk, yolun fiziksel durumundan çok yükseklikten gelen sürüş alışkanlığının köy içine taşınmasıdır. Girne–Değirmenlik Dağ Yolu’ndan inen araçlar, uzun yokuş boyunca hızlarını farkında olmadan sabitler. Bu hız, köy girişine yaklaşıldığında hemen çözülmez. Aynı anda köy merkezinden çıkan, kısa mesafede durmak isteyen ya da yokuşun altındaki villa bölgesine girmeyi planlayan araçlar vardır. Yol aynı kalır, fakat sürücüler farklı beklentilerle ilerler.
Zaman faktörü Arapköy’de belirleyicidir. Sabah 07.00–09.00 aralığında dağ yolundan Girne yönüne iniş temposu belirgindir. Bu saatlerde sürücüler yolun açık olduğunu varsayar ve akışın kesintisiz devam edeceğini düşünür. Köy içinden ana yola çıkan araçlar ya da villa bölgesinden aşağı yönelenler, bu iniş temposunun içine kısa süreli dur–kalklarla dahil olur. Hız farkı küçük görünse de, fren mesafesi bu farkı tolere edecek şekilde ayarlanmaz.
Akşam 17.30–19.00 aralığında ise tablo tersine döner. Dağ yolundan köy içine ve villa bölgesine dönüşler artar. Gün boyu iniş yapan sürücüler, bu kez dönüş kararını son ana bırakır. Uçurum hattı nedeniyle araçlar şeridin ortasına daha yakın ilerler. Bu durum, manevra alanını zihinsel olarak daraltır. Dönüş cepleri ve sokak girişleri geç fark edilir; sinyal ile yavaşlama arasındaki süre kısalır.
Yerel bir senaryo Arapköy’de sık tekrar eder: Dağ yolundan inen bir araç, köy merkezine yaklaşırken hızını geç düşürür. Aynı noktada, çok yokuşlu alanın altındaki villa bölgesine girmek isteyen başka bir araç kısa bir fren yapar. Sol taraftaki uçurum algısı, her iki sürücünün de manevrayı daha temkinli ama gecikmeli yapmasına neden olur. Çarpışma çoğu zaman yüksek hızda gerçekleşmez; ancak konum nedeniyle küçük bir temas bile tampon, çamurluk ya da kaput hizasında hasarla sonuçlanır.
Arapköy’ün yapısı, bu tür olayların “istisna” değil, aynı koşullar oluştuğunda tekrar eden durumlar olmasına neden olur. Dağ yolu, köy merkezi ve villa bölgesi arasındaki ilişki yıl boyunca değişmez. Sadece saatler ve kullanım yoğunluğu farklılaşır. Yaz aylarında bu durum daha da belirginleşir. Camların açık olduğu, adres arama ve kısa süreli durmaların arttığı dönemlerde, köy içindeki ani yavaşlamalar daha sık görülür.
Arapköy’ü anlamak için yalnızca tabelalara ya da harita üzerindeki konumuna bakmak yeterli değildir. Bu köy, dağdan gelen hız alışkanlığı, yokuş altındaki yerleşim girişleri ve uçurumun yarattığı mesafe algısının aynı anda devreye girdiği bir noktadır. Yol değişmez; değişen, sürücülerin bu üç unsuru aynı anda nasıl yönettiğidir. Arapköy’ün günlük ritmi, bu ilişkinin her gün yeniden kurulmasıyla şekillenir.