Düşük Hızda Oluşan “Önemsiz” Hasarlar Neden En Çok Dosya Açılan Olaylardır?
Trafikte sık duyulan cümlelerden biri şudur:
“Bir şey olmadı, hız çok düşüktü.”
Ama dosyalar başka bir şey söyler.
Trafik sigortasında en çok açılan dosyaların önemli bir kısmı, düşük hızda oluşan hasarlardan gelir. Çünkü bu tür kazalar, hem küçümsenir hem de ertelenir.
Olay genellikle basittir: Araçlar yavaş ilerlerken kısa bir temas yaşanır. Park manevrasında, dur–kalk trafikte ya da kavşak çıkışında… Hasar ilk bakışta çizik ya da hafif bir göçük gibidir. Taraflar durur, bakar ve çoğu zaman “sonra hallederiz” denir.
Dosya burada başlar.
Düşük hızda oluşan hasarların en büyük sorunu, ilk anda tam fark edilmemesidir. Tampon altında, bağlantı noktalarında ya da sensör çevresinde oluşan hasarlar gözle görülmez. Araç kullanıldıkça problem ortaya çıkar. Günler sonra yapılan başvuruda ise olay anı net değildir.
Fotoğraflar sınırlıdır. Tutanak tutulmamıştır. “Ne zaman oldu?” sorusu cevapsız kalır. Karşı taraf hatırlamaz ya da kabul etmez. Bu da küçük bir hasarı, karmaşık bir dosyaya dönüştürür.
Trafik sigortası açısından hızın düşük olması, hasarın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Aksine, düşük hız kazalarında hasarın zamanla ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir. Bu nedenle değerlendirme süreci uzar.
Düşük hız kazaları şunu gösterir:
Trafikte risk bazen çarpmanın şiddetinde değil,
çarpmanın ciddiye alınmamasında yatar.
Ve “önemsiz” denilen bir an, sigorta sürecinde uzun bir dosyanın başlangıcı olabilir.