Düşük Kotlu Tarlalardan Geçen Eski Girne Yolu
Eski Lefkoşa–Girne Yolu, Sinu virajından sonra bir anda farklı bir zemine otururdu. Yol, kot olarak düşer; çevresindeki arazi açılırdı. Sağda ve solda düşük seviyeli tarlalar başlardı. Bu bölümde yolun kendisi değil, yükseklik farkı sürüş kararlarını etkilerdi.
Kot düşüşü ani değildi. Sürücü bunu hızla değil, algıyla hissederdi. Araç yavaş ilerlerdi ama yol aşağıya doğru aktığı için sürücü kendini daha hızlı sanırdı. Bu yanılsama, frene basma zamanını geciktirirdi. Yol çizgileri belirgin değildi, gece saatlerinde ise çoğu zaman görünmezdi. Farlar asfaltı değil, önündeki boşluğu aydınlatırdı.
Bu bölümde çevresel referans azdı. Ağaçlar seyrekleşir, binalar kaybolur, yol yalnızlaşırdı. Sürücü için mesafe ölçmek zorlaşırdı. Karşıdan gelen bir araç, olduğundan daha uzakta ya da daha yakında algılanabilirdi. Özellikle akşam saatlerinde, tarla seviyesindeki sis ve nem, görüşü daha da belirsiz hale getirirdi.
Yerel sürücüler bu bölümü “rahat” sanırdı. Çünkü viraj azalmış, yol açılmış gibi hissedilirdi. Oysa risk tam da buradan doğardı. Direksiyon gevşer, dikkat düşerdi. Karşıdan gelen araçla hizalanma hataları bu bölümde sık yaşanırdı. Çarpışmalar genellikle yüksek hızda olmazdı; ama yanlış konumlanma kaynaklı olurdu.
1950’lerden 1980’lerin ortasına kadar bu tarlalık kesim, Eski Girne Yolu’nun en sessiz ama en yanıltıcı bölümlerinden biri olarak bilindi. “Düz gibi” görünen bu hat, sürücüyü virajdan değil, algı hatasından sınardı. Bu yüzden kazalar burada aniden olur, sebebi ilk anda anlaşılamazdı.
Bugün çevrede yapılaşma artmış olsa da, kot farkı hâlâ aynı şekilde hissedilir. Yolun bu bölümü, geçmişte olduğu gibi bugün de sürücüye aynı tuzağı kurar: hız değil, rahatlık hissi. Eski Lefkoşa–Girne Yolu’nda bu kesim, riskin sessizleştiği ama bitmediği bir noktadır.