İskele sahil hattında gece saatlerinde yol, gündüzden farklı algılanır.
Bu fark görüşten değil, sessizlikten doğar.
Gece ilerledikçe araç sesi azalır. Yolun uzun bölümleri boş kalır. Bu boşluk, yaya için bilgiye dönüşür. Karşıdan karşıya geçiş, belirli noktalara bağlı kalmaz. Yol, iki kaldırım arasında kısa bir mesafe gibi görülür.
Bu saatlerde yaya, aracı duyarak değil, görerek fark etmeye alışmıştır. Sessizlik arttıkça yaklaşan aracın varlığı geç algılanır. Araç ise yolun boş olduğu varsayımıyla ilerler. Yaya, araç için beklenmeyen bir unsur hâline gelir.
Gece yaşanan bu karşılaşmalar ani değildir. Öncesinde uzun bir sakinlik vardır. Risk, bu sakinliğin bozulduğu ilk adımda ortaya çıkar. Araç fren yapar. Yaya duraksar. Mesafe, her iki taraf için de yanlış hesaplanmıştır.
Bu temaslar genellikle düşük hızda olur. Ama yönsüzdür. Ne yaya ne araç net bir öncelik algısına sahiptir. Yol, kısa bir an için sahipsiz kalır.
İskele’de gece saatlerinde risk karanlıkta değil;
sessizliğin verdiği güvendedir.