Girne’ye Yaklaşırken Yolun Davranışı Değişir
Eski Lefkoşa–Girne Yolu, Girne’ye yaklaşıldığı noktada sürücüden farklı bir karar seti isterdi. Ayrancılar Boğaz hattından sonra yol artık kırsal bir geçiş gibi davranmaz, ama tam anlamıyla şehir yolu da olmazdı. Bu ara hâl, sürüş davranışını belirleyen temel unsurdu.
Bu bölümde çevre değişirdi. Yapılar sıklaşır, yol kenarı daha tanıdık hale gelirdi. Sürücü, zihninde “varışa az kaldı” düşüncesini kurar. Bu düşünce hız artışı yaratmazdı; ama dikkatin yönünü değiştirirdi. Gözler artık virajdan çok ilerideki akışı arar, direksiyon daha serbest tutulurdu.
Yolun geometrisi bu beklentiyle örtüşmezdi. Hat hâlâ tek gidiş tek gelişti ve karşıdan gelen araçların davranışı tahmin edilemezdi. Girne yönüne yaklaşırken, özellikle akşamüstü saatlerinde, farklı yönlerden gelen araçlar bu bölgeye aynı anda yük bindirirdi. Eski yolu kullanan sürücü ile şehir içi refleksiyle gelen sürücü aynı noktada buluşurdu.
Bu çakışma genellikle sessiz olurdu. Sert frenler, kısa mesafeli duruşlar ve düşük hızda temaslar bu bölümde daha sık görülürdü. Kazalar ağır olmazdı; fakat nedenleri ilk bakışta anlaşılmazdı. Çünkü yol “bitiyor gibi” hissedilirken, aslında henüz bitmemiştir.
1970’lerde ve 80’lerin başında da bu bölüm aynı şekilde tarif edilirdi. “Girne’ye geldim sanma” denirdi. Yolun sonu, sürücünün beklentisinden biraz daha ilerideydi. Bu fark, sürüşteki küçük hataların temelini oluştururdu.
Bugün çevredeki yapılaşma ve trafik hacmi artmış olsa da, bu bölümün doğası değişmedi. Eski Lefkoşa–Girne Yolu’nda Girne’ye yaklaşırken risk, hızdan değil; varış hissinin erken gelmesinden doğar. Bu hat, sürücüyü rahatlatan ama hataya açık bırakan bir geçiş olarak kalır.