Hamitköy’de Dr. Fazıl Küçük Caddesi boyunca ilerleyen akışın en belirgin özelliği süreklilik hissidir. Yol geniştir. Görüş açıktır. Uzun bir düz hat boyunca belirgin bir fiziksel kırılma yoktur. Bu yapı sürücü zihninde sabit hız algısı üretir.
Risk tam burada başlar.
Sürücü, mevcut hızın çevre koşulları değişse bile korunabileceğini varsayar. Oysa bu aks yerleşim içidir. İç sokak bağlantıları, park manevraları ve yaya hareketi sürekli değişkendir. Yol sabit görünür; fakat kullanım biçimi sabit değildir.
Bu yanılgı özellikle 10.30–12.00 arası ve 16.30 sonrası belirginleşir. Gün ortasında trafik yoğun değildir. Akış akıcıdır. Sürücü hızını düşürme ihtiyacı hissetmez. Ancak aynı anda sağdan bir araç park yerinden çıkabilir ya da bir iç sokaktan burun yapabilir.
Somut bir senaryo bu algı hatasını net gösterir. Saat 11.15. Cadde üzerinde araçlar aralıklı ilerler. Sürücü sabit bir tempoda, ani fren gerektirmeyecek bir hızda gittiğini düşünür. Ancak sağ tarafta park halinde duran bir araç sinyal vermeden hareket eder. Sürücü hızını sabit kabul ettiği için reaksiyon süresi daralır. Fren yapılır fakat mesafe tahmin edilenden daha kısa kalır.
Bu hatta sabit hız yanılgısının temel nedeni görsel sürekliliktir. Yol çizgileri kesintisizdir. Şerit genişliği değişmez. Fiziksel bir eşik yoktur. Bu nedenle zihinsel hız kontrolü devreye geçmez.
Akşam saatlerinde farklı bir katman eklenir. 17.00 sonrası iş çıkışı başlar. Araç yoğunluğu artar fakat hız tamamen düşmez. Sürücü akışın devam ettiğini görür ve sabit hız algısını korur. Ancak önündeki araç ani şekilde yavaşladığında zincirleme sert fren başlar.
Cumartesi günleri bu yanılgı daha görünür hale gelir. 13.00–15.00 arasında alışveriş hareketi artar. Park manevraları çoğalır. Buna rağmen yolun fiziksel yapısı değişmediği için sürücü hızını yeniden değerlendirmez.
Gece 21.00 sonrası ise boşluk algısı devreye girer. Yol sakin görünür. Sürücü mevcut hızın güvenli olduğunu düşünür. Ancak düşük ışıkta iç sokaktan çıkan bir araç ya da geçide yaklaşan bir yaya fark edildiğinde fren mesafesi yetersiz kalabilir.
Bu risk yüksek hızdan kaynaklanmaz. Çoğu durumda hız yasal sınırlar içindedir. Sorun hızın çevreye göre yeniden ayarlanmamasıdır. Sabit hız düşüncesi, değişken çevre koşullarıyla çelişir.
Hamitköy’de bu aksın karakteri süreklilik hissi üretir. Ancak yerleşim içi dinamikler süreklilik değil, değişkenlik gerektirir. İç sokak girişleri, park cepleri ve yaya geçişleri sabit değildir.
Hız sabit sanma yanılması, büyük kazalardan çok ani fren zincirleri ve küçük çaplı tampon temasları üretir. Fakat bu tekrar eden temaslar hattın risk profilini belirler.
Yol düz olabilir. Görüş açık olabilir. Ancak yerleşim içinde hız hiçbir zaman gerçekten sabit değildir.
Yanılgı da tam bu noktada oluşur.