Karakum Anayolunda Gece Saatlerinde Beklenmeyen Yaya–Araç Çakışmaları
Karakum anayolu gece saatlerinde gündüzden farklı çalışır. Gündüz bu hat geçiş odaklıdır. Gece ise yolun “boş” olduğu hissi öne çıkar. Asfaltın düzgünlüğü, şeritlerin açıklığı ve trafikteki azalma, sürücüde süreklilik duygusu yaratır. Ancak Karakum’da anayol, yerleşimle sahil arasındaki kısa geçişlerin tam üstünden geçer. Gün battıktan sonra bu geçişler görünmezleşir.
Risk burada hızdan çok beklentiden doğar. Gece saatlerinde anayol, zihinde “yaya yok” sınıfına alınır. Oysa Karakum’da apartmanların, sitelerin ve denize paralel sokakların anayola açılan noktalarında yaya hareketi kesilmez. Resmi bir yaya geçidi kullanılmaz. Yaya, alışkanlıkla en kısa çizgiyi seçer. Bu seçim, yaya ile araç arasındaki fark edilme süresini daraltır.
Zaman etkisi nettir. 21.00 ile 23.00 arası, sahilden dönüşler azalırken yürüyerek eve çıkanlar artar. Trafik seyrekleştiği için araçlar hızını daha sabit tutar. Farlar yolu tarar ama aydınlatma zayıfsa yaya, çoğu zaman siluet olarak son anda ortaya çıkar. Koyu renk kıyafetler ve anayol kenarındaki gölgeler, bu silueti daha da geciktirir.
Yerel bir gece sahnesi durumu netleştirir. Karakum anayolunda Girne yönüne ilerleyen bir araç, yolun açık olduğunu düşünerek hızını korur. Aynı anda anayola yakın bir apartman bloğundan çıkan bir kişi, karşı taraftaki araca ulaşmak için kısa yoldan geçer. Yaya geçidi aranmadan yapılan bu geçişte yaya, far huzmesine girene kadar görünmez kalır. Fren kararı çok kısa sürede verilir. Mesafe yeterli olur ya da olmaz.
Karakum anayolunda bu risk sabit bir noktaya bağlı değildir. Aynı yerde her gece yaşanmaz. Ancak aynı saatlerde, farklı noktalarda tekrar eder. Belirleyici olan yolun genişliği değil, gece oluşan yanlış boşluk algısıdır. Bu algı karanlıkla birlikte her gün yeniden kurulur.