Karaoğlanoğlu İçinden Alsancak’a Giden Eski Yolda Alışkanlık Gecikmesi
1980’ler ve 1990’larda Karaoğlanoğlu’nun içinden Alsancak’a giden eski yol, bugünkü algıyla bir ana arter değildi. Tek şerit gidiş, tek şerit geliş olan bu yol, hızdan çok geçilebilirlik üzerine kuruluydu. Yolun iki tarafı limon ağaçlarıyla doluydu; ağaçlar sadece manzara değil, görüşü daraltan doğal sınırlar oluştururdu.
Sağda ve solda aralıklı şekilde tek katlı, bahçeli evler vardı. Evlerin çoğu yol ile arasında belirgin bir sınır çizgisi kurmazdı. Bahçe kapıları doğrudan yola açılır, araçla çıkışlar sinyalden çok göz temasıyla yapılırdı. Yol kenarında 5–10 odalı küçük moteller bulunurdu. Bu motellerin girişleri net değildi; ani duruşlar, yavaşlamalar ve geri manevralar sıradandı.
Bu yolun risk dengesi hız üzerine değil, karşılıklı kabule dayanıyordu. Sürücüler yolun her an kesilebileceğini varsayardı. Limon ağaçlarının gölge yaptığı bölümlerde görüş azalır, bu da refleksleri doğal olarak yavaşlatırdı. Kimse bu yolu “akıcı” olarak tanımlamazdı.
Bugün riskin kökü burada yatıyor. Yol genişledi, bağlantılar arttı, çevre yapılaşması değişti. Ancak bazı sürücüler için bu hat hâlâ eski yol refleksiyle okunur; yavaşlama, temkin, ani çıkış beklentisi devam eder. Diğerleri ise burayı artık kesintisiz bir geçiş gibi kullanır.
Yerel senaryo tanıdıktır: Akşam saatlerinde hızını koruyarak ilerleyen bir araç, yolun kenarından kısa mesafeli bir çıkış beklemeyen bir refleksle gider. Aynı anda, çevrede yaşayan biri eski alışkanlıkla yola yaklaşır. Çarpışma çoğu zaman sert olmaz ama iki farklı dönemden gelen beklentiler aynı noktada buluşur.
Bu yolun tehlikesi yeni değildir. Asıl değişmeyen şey, yolun geçmişinin sürücü davranışında hâlâ yaşamaya devam etmesidir.