Lapta Trafiğinde “Bir Şey Olmaz” Düşüncesinin Bedeli
Lapta’da yaşanan birçok hasarın ortak bir cümlesi vardır: “Bir şey olmaz.”
Bu cümle hızla söylenir, kolayca söylenir ve çoğu zaman en pahalı sonuçları doğurur.
Lapta trafiği ilk bakışta sakin görünür. Uzun düzlükler, tanıdık sokaklar, her gün geçilen kavşaklar… Bu tanıdıklık, sürücüye kontrol hissi verir. Kontrol hissi arttıkça dikkat azalır. Dikkat azaldıkça “bir şey olmaz” düşüncesi devreye girer.
Bu düşünce tek bir davranıştan doğmaz.
Kısa bir durak, dar bir geçiş, yavaş bir manevra ya da “sığar” varsayımıyla yapılan hamleler aynı zihinsel yerden çıkar. Sürücü, riskin küçük olduğunu düşünür. Oysa risk küçük değildir, sürekli tekrar eder.
Lapta’da hasarların çoğu yüksek hızda değil, düşük hızda oluşur.
Tam da bu yüzden ciddiye alınmaz. “Bir çizik”, “küçük bir temas”, “önemsiz bir sürtme” olarak geçiştirilir. Ancak bu küçük temaslar zamanla birikir. Aynı davranış tekrar edilir, aynı sonuç yeniden yaşanır.
“Bir şey olmaz” düşüncesinin en tehlikeli yanı, öngörüyü devre dışı bırakmasıdır.
Sürücü, karşısındakinin duracağını, yavaşlayacağını ya da kendisini gördüğünü varsayar. Bu varsayım doğrulanmadığında ise iş işten geçmiştir. Hasar gerçekleşir, ama sürücü hâlâ şaşkındır.
Lapta trafiğinde risk, genellikle görünür değildir.
Ses yoktur, çarpma sert değildir, fren izleri kalmaz. Ama sonuç nettir. Ayna kırılır, tampon çizilir, kapı göçer. Küçük gibi görünen bu hasarlar, zamanla ciddi maliyetlere dönüşür.
Bu yazıdaki tüm senaryoların ortak noktası şudur:
Hiçbiri “olağanüstü” değildir. Hepsi gündeliktir. Hepsi her gün yaşanabilir. Ve hepsi, sürücünün kendine söylediği tek bir cümleyle başlar.
Lapta’da güvenli sürüş, yolu bilmekten değil alışkanlıkları sorgulamaktan geçer.
“Bir şey olmaz” demeden önce durmak, beklemek ve ihtimali hesaba katmak bu zinciri kırar. Çünkü trafikte en pahalı hata, küçük hatayı küçümsemektir.
Lapta yolları değişmez.
Ama sonuçlar, bu cümleyi kurup kurmamanıza bağlıdır.