Osman Paşa Caddesi’nde 17.45, akşamın en sessiz kilit anıdır. Yol tamamen durmaz; araçlar hareket eder. Ancak bu hareket, akış değildir. Meclis önü, banka hattı ve Pronto Çemberi yönü aynı dakikalarda baskı üretmeye başladığında yol, mikro dur–kalklar ile çalışır.
Bu riskin nedeni yavaşlık değildir. Ritmin bozulmasıdır. Akşam saatlerinde sürücüler aynı anda hem hızlanmak hem de yer tutmak ister. Sağ şeritte kısa duraklamalar sürer, sol şeritte çembere hazırlık erkene çekilir. Her küçük fren, arkadaki araç için beklenmeyen bir sinyal haline gelir. Frenler tek tek değil, dalga halinde yayılır.
Zamanlama nettir. 17.30–18.15 aralığında, iş çıkışı yükü ile akşamüstü kişisel duraklamalar üst üste biner. Öğle saatlerinde aynı davranış zincir oluşturmaz; çünkü beklenti düşüktür. Akşam saatlerinde ise herkes yolun “artık açılması gerektiğini” düşünür. 2000’lerden sonra artan mesai saatleri ve merkezdeki ticari yoğunluk, bu dakikayı kalıcı bir zincirleme anına çevirmiştir.
Yerel bir senaryo sık yaşanır: Saat 17.47’de, banka önünde kısa süreli duran bir araç sağ şeridi yavaşlatır. Sol şeritte çembere hazırlanan araç hızını sabitler. Arkadaki üçüncü araç, bu iki davranışı aynı anda okuyamaz ve fren geç gelir. Temas hafiftir; hasar küçüktür. Ancak dur–kalk dalgası birkaç dakika içinde Meclis önüne kadar geri yürür.
Osman Paşa Caddesi’nde 17.45, büyük kazaların değil, küçük temasların biriktiği saattir. Risk, bu küçük anların her akşam aynı dakikalarda zincire dönüşmesinden doğar.