PAŞAKÖY’DE AÇIK YOL HİSSİ YANILMASI
Paşaköy’de ana yol, köyden geçerken karakter değiştirmez. Asfalt geniş kalır. Görüş açıktır. Tarla sınırları iki yana doğru uzar. Bu fiziksel süreklilik sürücüye tek bir mesaj verir: yol hâlâ dış yol gibi çalışıyor.
Risk burada başlar. Çünkü Paşaköy’de yolun fiziksel yapısı değişmezken, kullanım biçimi değişir.
Lefkoşa yönünden gelen araç, köy tabelasını geçtikten sonra da hız hissini korur. Yol daralmaz. Keskin bir viraj yoktur. Yüksek bir kaldırım yoktur. Bu nedenle sürücü zihninde bir eşik oluşmaz. Köy başlamış olsa da açık yol algısı devam eder.
Oysa köy içinde farklı bir ritim vardır. Yan sokaklar ana yola bağlanır. Tarla yolları günün belirli saatlerinde aktifleşir. Özellikle 16.30–18.30 arasında traktörler ve kamyonetler dönüş yapar. Köy içinden çıkan araç, ana yol trafiğinin yavaşlayacağını varsayar.
İki zaman algısı çarpışır. Ana yoldaki araç hâlâ açık yol temposundadır. Köy içinden çıkan araç ise yerleşim temposunu bekler. Bu fark birkaç saniyedir. Ancak bu saniyeler fren mesafesini değiştirir.
Paşaköy’de sık yaşanan bir sahne vardır. Gün batımına yakın saatlerde ana yolda ilerleyen bir araç, köy içinden burun veren bir kamyoneti son anda fark eder. Sert fren yapılır. Arkadaki araç mesafeyi geç algılar. Çoğu zaman hasar küçük olur; tampon çizilir, stop lambası kırılır. Olay büyümez ama tekrar eder.
Bu risk kalıcıdır çünkü yol sürücüyü kandırmaz; sürücü kendini kandırır. Açık yol hissi devam ettiği sürece, köyün başladığı an zihinde gecikir. Paşaköy’de sorun hız değildir. Sorun, yolun hâlâ dışarıdaymış gibi hissettirmesidir.