Tanıdık Korkutma Refleksi
1980 ve 1990’larda Kıbrıs’ta şehir içi trafikte tanıdık bir aracı görmek, sadece selamlaşma anlamına gelmezdi.
Bazen bu tanıdıklık, bilinçli bir davranışı tetiklerdi.
Karşıdan gelen araç tanınırdı.
Plaka biliniyordu.
Kimin kullandığı tahmin edilirdi.
Bu durumda bazı sürücüler, aracı bilerek üzerine doğru sürerdi.
Amaç çarpışmak değildi.
Amaç, karşıdakinin kısa bir an için korkması,
hemen ardından da kimin yaptığını fark etmesiydi.
Araç yaklaşır, mesafe daralır, direksiyon son ana kadar kırılmazdı.
Karşı taraf korkar, refleksle yavaşlar ya da kenara çekilirdi.
Son anda yön değiştirilir ve gerçek ortaya çıkardı:
Üzerine gelen bir yabancı değil, bir arkadaştı.
Bu davranış bir şaka gibi görülürdü.
Ama trafikte bu “şaka”, en riskli birkaç saniyeyi yaratırdı.
Çünkü iki taraf da aynı şeye güvenirdi:
“Son anda kırar.”
Bu güven bozulduğunda sonuç büyük kazalar değil,
çoğu zaman sessiz hasarlar olurdu.
Ayna sürtmeleri, çamurluk temasları, kaldırım vurmaları.
Bugün bu davranış neredeyse yok.
Ama risk kaybolmadı.
Sadece bilinçli olandan, dalgın olana dönüştü.